Açlık Grevinde Bir Oğul / Nurcan Baysal’ın yazısı

Mardin

Odaya giriyorum. Odada bir sürü kadın hepsi siyahlar içerisinde. Anneye doğru yöneliyorum. Siyah gözlü, siyah başörtülü, dimdik bir kadın. Sarılıyorum. Doğrusu ne diyeceğimi de bilmiyorum.

Aysel İlhan, Şakran Cezaevi’nde açlık grevine giren mahkûmlardan Aslan İlhan’ın annesi. “Bugün 52. gün, ben saydım” diyor. En son 10 gün önce Kızıltepe’den İzmir’e, oradan da Şakran’a oğlunu görmeye gitmiş. Sadece 15 dakika görüş izinleri varmış.

“Buradan oraya kadar gidiyorsun, sadece 15 dakika mı!” diye isyan ediyorum. “Evet” diyor “sadece 15 dakika.” “Ama bu sefer 15 dakikayı bile dolduramadım. Çünkü oğlumun durumu çok kötüydü. Onu konuşturmak istemedim. 2 gardiyan kollarından tutmuştu. Duvarlara tutuna tutuna görüş odasına getirdiler. Mide kanaması geçiriyordu. Görme yetisini kaybetmeye başlamıştı. Sadece çok yakını görebiliyordu.”

Bu Aysel Hanımın oğlunu 2 yıl sonra ilk görüşü. Çünkü oğlunun 2 yıldır görüş yasağı varmış. 10 gün önce Aysel Hanımla görüşe giderken kimliğini koğuşta unuttuğu için şimdi 2 ay daha görüş yasağı verilmiş. Düşünün açlık grevindeki bir mahkûm, mide kanaması geçiriyor, 2 gardiyanın arasında tutunarak görüşe getiriliyor ve neden kimliğini unuttun diye görüş yasağı veriliyor!

Aslan 35 yaşında. 22 yıl ceza almış. 11 yıldır içeride. Astım ve migreni var. Cezaevine girdiğinden beri il il farkı cezaevlerinde dolaştırılmış.  Osmaniye, Diyarbakır, Edirne, İzmir, İskenderun, İstanbul’da cezaevlerinde kalmış.

Annesi sık sık cezaevi koşullarından şikâyet ettiğini söylüyor. Koğuşlara geceleri baskın yapıldığını, mahkumların dayaktan geçirildiğini, yemeklerin çok kötü olduğunu, suların sık sık  kesildiğini…

Şakran’da çocuklarını ziyarete giden bazı ailelere de şiddet uygulandığını duyduğum için, Aysel Hanıma şiddet görüp görmediğini soruyorum. “Ben görmedim” diyor. “Sanırım benden sonraki günlerde olmuş” diye ekliyor. Aysel Hanım geçen hafta oğlu ile telefonda görüşebilmiş. Oğlu çok zor konuşuyormuş, mide kanamasının arttığını öğrenebilmiş.

“Oğlunu en son gördüğünde ne konuştunuz?” diye soruyorum. Aslan“Bir daha beni göremeyebilirsin anne” demiş.

Türkiye’nin dört bir yanında 96 mahkûm cezaevlerinde açlık grevinde. Bu insanlar en tabi haklarını talep ediyorlar. Uluslararası hukuk ve Türkiye hukuku tarafından da düzenlenen ve hukuk karşısında korunan haklarını. Ve bu hakları verilmediği için, bedenlerini ölüme yatırıyorlar. Oysa cezaevlerinde insani koşulları sağlamak zaten devletin görevi olan bir şey.

Mutfağa geçiyoruz. Duvara asılı yağlı boya tabloyu Aslan yapmış geçen yıl, annesine hediye yollamış. Balkondan beton bloklarla birçok caddesi çevrilmiş Kızıltepe’ye bakıyorum. Aysel anne soruyor bana: “Ölüm orucundaki bu insanlardan neden kimsenin haberi yok?”

Evet, NEDEN?

 

6 Nisan 2017, T24

İsrail askeri hapishanelerindeki Filistinli çocuk sayısı artıyor

Hapiste Yabancı

Uluslararası Çocukları Koruma Örgütü’nün raporuna göre, İsrail askeri hapishanelerinde bulunan Filistinli çocuk sayısı 440’e ulaştı.  Anadolu Ajansı’nın haberini sizlerle paylaşıyoruz.

Uluslararası Çocukları Koruma Örgütü‘nün (Defence For Children) İsrailhapishanelerindeki Filistinli çocuklarla ilgili yayınladığı rapor insan hakları açısından endişe verici sonuçlar ortaya koydu.

“Çocuklara Böyle Davranılmaz” (No Way to Treat A Child) başlığıyla yayınlanan raporda, geçtiğimiz birkaç ay içerisinde 100’den fazla Filistinli çocuğun gece baskınıyla evlerine giren İsrail askerleri tarafından yataklarında yatarken kafalarına silah dayanıp gözleri ve elleri bağlanarak gözaltına alındığı belirtildi.

2008’den beri kayıtlara geçen en yüksek rakam

İsrail askeri hapishanelerinde halihazırda 440 Filistinli çocuğun bulunduğu belirtilen raporda, bunun İsrail ordusunun tutuklu çocukların sayısını yayınlamaya başladığı 2008’den beri kayıtlara geçen en yüksek rakam olduğu belirtildi.

İsrail‘in sorguladığı Filistinli çocukların yüzde 75’inin sözlü veya fiziksel saldırıya uğradığı ve her yıl 500 ila 700 arası çocuğun İsrail askeri mahkemelerinde yargılandığı kaydedilen raporda, “Filistinli, çocukların İsrail polisi…

View original post 21 more words

Hapishanelerde İnsan Hakları, STÖ Başvuruları ve Sonuç Almak

TCPS Basın Duyuruları 5                                                                                                             21 Nisan 2016

CİSST/TCPS olarak mahpuslara her ay yüzlerce mektup yazıyor ve yüzlerce cevap alıyoruz. Mahpuslardan aldığımız mektupların çoğu hak ihlallerine dair. Hak ihlallerine dair mektup geldiğinde Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve bu 4 kurumun yanı sıra İl İnsan Hakları Kurulu ile İl Cezaevleri İzleme Kurulu’na başvurular yapıyoruz; bu başvuruları takip ediyor, başvurular konusunda mahpusları da bilgilendiriyoruz.

Yaptığımız başvuruları anlattığımızda, “Ne gerek var, zaten sonuç çıkmıyor ki!” içeriğinde ve zaman zaman da “Sadece iş olsun diye yapılmış başvurular” karamsarlığında tepkiler alabiliyoruz.

Başvuru yaptığımız bu kurum ve kuruluşlar insan hakları ve mahpuslar ile ilgili görev ve sorumluluklara sahip. Bu kurum ve kuruluşları işlevli kılmanın, işlevsizse işlevsizliğini gözler önüne sermenin sivil toplum örgütlerinin sorumluluklarından biri olduğunu düşünüyoruz. Bu yönlü çabalarımız var ve yakında ürünlerini de görebileceksiniz.

Dün aldığımız bir yanıt ısrarlı başvurularımızın sonuç alabileceğini de gösterdi. Giresun İl İnsan Hakları Kurulu, yüzde 48 engelli, abisi ve babası da hapiste olan ve üçü ayrı ayrı hapishanelerde tutulan, kalp ve şeker hastası annesinin yol nedeniyle kendilerini ziyaret edemediği bir mahpusa ilişkin başvurumuzda “tutuklu ve hükümlü hakkı kapsamında HAK İHLALİ olduğuna oy çokluğuyla” karar verdi (Karşı oy kullananlar yani “hak ihlali yoktur” diyenler: Kurul Başkanı Vali Yardımcısı, Ak Parti Temsilcisi, Giresun Belediyesi Temsilcisi, Türk Ocakları Temsilcisi). Mahpus, belki de artık abisi ile aynı hapishaneye sevk olabilecek…

Hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı başvurularımıza devam edeceğiz…

francisco pérez villanueva, insan hakları vinyet yarışması 1.si

Hapishanede Anneleriyle Kalan Çocuklar İçin Ortak Açıklama

32 sivil toplum kuruluşu ortak bir açıklama yaparak hapishanelerde anneleriyle beraber tutulan 0-6 yaş çocuklar ve anneleri için özgürlük talep etti.

Açıklamada Türkiye’de annesi hakkında hapis hükmü verilen 0-6 yaş çocuklar için üç gelecek olduğu belirtildi.

“Dışarıda kendisine bakacak yakınları varsa onların yanında kalabilir, kendilerine bakacak kimse yoksa hapishanede anneleriyle tutulabilir veya “devlet korumasında” olan çocuk yuvasına yerleştirilebilirler.

“Anneler,  dışarıda bakacak kimselerinin olması halinde dahi emzirmek ve güvenlik gibi nedenlerle çocuklarının yanlarında kalmasını isteyebilir.”

Çocuğun üstün yararı

STK’ların verdiği bilgiye göre, Türkiye’de annesiyle beraber hapiste tutulan 0-6 yaş arası 500’den fazla çocuk bulunuyor.

TIKLAYIN – HAPİSTEKİ 4 YAŞINDAKİ OTİZMLİ ÇOCUK İÇİN “YUMURTA” MÜCADELESİ VERİYORLAR

Açıklamada bu çocuklardan birinin, yüzde 40 engelli raporu olan PA’nın şahsında duruma dikkat çekildi.

“PA annesiyle birlikte hapishanede tutulan çocuklardan biri. Hükümlü ya da tutuklu olmasa da 2 yıldır o da annesi gibi mahpus, çünkü 4 yaşında ve atipik otizmli olmasına karşın hapishane koşulları onun için de geçerli.”

PA’nın rehabilitasyonu için uygun koşulların hapishanelerde sağlanmasının mümkün olmadığına değinilen açıklamada, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel olduğunu vurguladığı belirtildi ve diğer sözleşmeler de hatırlatıldı.

“Türkiye’nin yine taraf olduğu Engelli Haklarına Dair Sözleşme’de ‘Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde, çocuğun üstün yararının gözetilmesine öncelik verilecektir’  ifadesi yer alır.”

Mevzuat

Açıklamada anayasaya ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 65. maddesine de atıfta bulunuldu.

“Hükümlünün Bakıma Muhtaç Çocuklarının Barındırılması başlığını taşıyan bu madde içinde 0-6 yaş grubundaki çocukların anneleriyle kalabileceği, onlara yaş, durum ve ihtiyaçlarına göre yiyecek ve içecek verileceği, bu çocukların 3 yaşından sonra hakim kararıyla çocuk yuvalarına veya yetiştirme yurtlarına yerleştirilebileceği belirtiliyor.

“Bu kanunun 105/A maddesinde ise ‘Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler’ için denetimli serbestlik öngörülüyor.

“Kanunun ‘Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile kısa süreli hapis cezalarının özel infaz şekilleri’ başlıklı 109 ve 110. maddelerinde ise 0-6 yaş çocuğu olan kadınlara özgü bir düzenleme bulunmuyor.”

TIKLAYIN – ÜÇ YAŞINDA CEZAEVİNDE, OYUNCAĞI “TOMA”

Alternatif yöntemler

Açıklamada yaşlılar, engelliler, ağır hastalar gibi 0-6 yaş grubunda çocuğu olan kadınların da hapsedilmemesi, hapsetmeye alternatif yöntemler kullanılabilmesinin gerekliliği vurgulandı.

“Bu nedenle yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu düzenlemelere, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un denetimli serbestliği düzenleyen maddeleri ile ‘Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar’ başlıklı bölümden başlanabilir ve öngörülen süreler uzatılarak birçok annenin çocuğu ile birlikte hapiste tutulması haline son verilebilir.

“PA ve annesi söz konusu olduğunda denetimli serbestlik konusunda süre uzatımı çözüm değildir ve özel düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.

“Var olan mevzuata göre 0-6 yaş çocuğu ile hapishanede tutulan siyasi mahpuslar denetimli serbestlikten yararlanamamaktadır. İnfaz sürecinde yaşanan bu ayrımcılık ortadan kaldırılmalı ve siyasi mahpusların da denetimli serbestlikten faydalanmasının önü açılmalıdır.”

İmzacılar

Açıklamaya imza atan kuruluşlar: Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Bebek Ruh Sağlığı Derneği, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi, Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği, Dışarıda Deli Dalgalar İnisiyatifi, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Engelli Kadın Derneği, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Görülmüştür, Gündem Çocuk Derneği, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği, İstanbul Otizm Vakfı, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, KAOS GL, Mahsus Mahal Derneği, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, Türkiye Kas Hastalıkları Vakfı, Türkiye Sakatlar Derneği, Umut Işığı Özürlü Çocukları Destekleme Derneği, Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı. (YY)

18 Nisan 2016, bianet

Mahpus Anneleriyle Hapishanede Yaşayan Çocuklar İçin Öneriler

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

Politika Yapıcılar İçin Öneriler – 1

 

Mahpus Anneleriyle Birlikte Hapishanede Kalan Çocukların Durumu İçin Öneriler:

Küçük çocuğu olan kadınlar, özel ihtiyaçları bulunan mahpus gruplarındandır. Hapishanelerde sağlanan standart koşulların dışında özel ihtiyaçları bulunan insanların (engelliler, yaşlılar, çocuklar vb) öncelikle, mümkün olduğunca, hapis cezasıyla cezalandırılmamaları, tutuklu yargılanmamaları gerekir.

Özel ihtiyaçları olan kişiler hapsedildiğinde bu ihtiyaçların karşılanmaması hak ihlallerine neden olduğundan, anneleriyle beraber hapishanede kalan çocukların, çocuklu kadın mahpusların ihtiyaçlarının karşılanması için tedbirler alınması çok olumlu bir adımdır. Dünyada varolan uygulama ve araştırmalardan, “anne-çocuk ünitesi” gibi özel birimlerin hem çocuğa hem de mahpus anneye yararlı olduğu bilinmektedir.

Mahpuslar ve çocukları için düzenleme yapılırken, hapis cezasının kişiyi sadece seyahat özgürlüğünden mahrum etmek olduğu unutulmamalıdır: hapis cezası kişinin ailesinden, eğitiminden, mesleğinden, sağlık hizmetine erişimden vb koparılmasını getirmemelidir. Seyahat özgürlüğünden mahrum edilmek de, mahpusun kendisine verilmiş bir cezadır, çocuğuna değil. Dolayısıyla mahpuslarla beraber hapishanede kalan çocukları için, dışarıdaki çocuklarınkine mümkün olduğunca yakın bir ortam sağlanmalıdır.

Konunun ilgilileri ve STK çalışanlarınca, hapishanelerdeki anneler ve çocuklara daha uygun şartlar sağlanması için getirilen öneriler şöyledir:

  1. Çocukların kaldığı tüm hapishanelerde, 7 gün, 24 saat çocuk doktoru bulunmalıdır.
  2. Sağlık nedeniyle çocuğun hastaneye sevki gerektiğinde bu işlem hızla ve annenin çocuğun yanında bulunabilmesine imkan tanıyacak şekilde yapılmalıdır. Çocuğun sağlık sorununda annesiyle beraber hemen hastaneye gidebilmesi için, doktorun sevki gerekli görmesi yeterli sayılmalıdır.
  3. Çocukların kaldığı hapishanelerde, infaz koruma memurlarına ek olarak, pedagog, sağlık personeli, psikososyal servis personeli sayısının da yeterli olmasına özen gösterilmeli, personel eksikliği çocuklar açısından herhangi bir kayba yol açmamalıdır.
  4. Çocukların kaldığı kurumlarda çalışacak tüm personel çocuklarla doğru ilişki kurmak konusunda düzenli eğitim almalıdır. (0-6 yaş arası çocukların tutulduğu kurumlarda İKM ve personel “çocuk hakları, çocuk gelişimi, çocuk ihmal ve istismarı, anne-çocuk ilişkisi” gibi konularda yetersiz kalabilmektedir. Bu bilgilerin eksikliği çoğu zaman güvenlik algısını çocuğun üstün yararının önüne geçirmektedir. Çocukların tutulduğu hapishanelerde çocuklarla çalışmaya istekli personel çalışmalıdır.)
  5. Mahpuslar, kendilerinin ve çocuklarının sağlık durumu hakkında doğrudan doktor tarafından açık şekilde bilgilendirilmeli ve sağlık belgelerinin bir kopyası onlara da verilmelidir.
  6. Çocukların beslenme ihtiyaçları yaşlarına ve özel sağlık durumlarına göre değişiklik gösterir. Çocuklara özel yemek hazırlanmalı, çocuğun beslenmesi çocuk doktorunun yönlendirmesine uygun olarak yapılmalıdır. Anne, çocuğun beslenmesi hakkında bilgilendirilmeli, çocuk acıktığında ona uygun gıdayı kolaylıkla temin edebileceği, basit bir mutfak düzenlemesine annenin rahat erişimi olmalıdır. (Örneğin mama ısıtmak için, su ısıtıcısında plastik biberon kaynatmaktan daha sağlıklı yöntemleri anneler kolayca kullanabilmelidir.)
  7. Bebek bezi, mama, temizlik ürünleri gibi, çocuğun sağlığı ve gelişimi için gerekli malzemeler ücretsiz ve bekletmeden sağlanmalıdır.
  8. Odalar iyi ışık almalı, rutubetsiz olmalı; havalandırılması, yazın serinletilmesi ve kışın ısınması kolay olmalıdır.
  9. Çocukların da kaldığı ceza infaz kurumları mümkün olduğunca eve benzemeli, ev gibi düzenlenmelidir. Bazı ülkelerde, hapis cezası hapishane yerine, ceza infaz kurumlarının denetimindeki evlerde çekilmektedir. Bu model Türkiye’de de uygulanabilir, çalışmaya çocuklu kadın mahpuslarla başlanabilir. (İtalya’da gözlemlenen “Yarıyol Evi” (Casa Familia / Halfway House) modeline dair bilgi ekte sunulmuştur. Lösemili Çocuklar Vakfı’nın LÖSEV Çocuk Köyü de bir model olarak incelenebilir.)
  10. Çocuklarıyla hapishanede bulunan mahpuslara, çocuğu da cezalandırılmak niteliğinde olacak (hücre cezası gibi) yaptırımlar uygulanamaz.
  11. Hapishanede kalan bebeklerin emekleme ve yürüme konusunda akranlarından geri gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun nedeni annelerin bebekleri yere bırakmaya uygun zemin bulamamasıdır. Koğuşlar ve oyun alanları başta olmak üzere zeminin, laminat gibi, soğuk olmayan, temizlenmesi kolay malzemeyle kaplanmasına önem verilmelidir.
  12. Hem depremlere, hem de çocukların hareketi sonucu oluşabilecek kazalara karşı, dolap, yatak gibi devrilebilecek mobilyalar sabitlenmelidir.
  13. Çocukların yaralanmaması için, mobilyaların köşelerine, parmak sıkışabilecek yerlerine standart çocuk koruma tedbirleri alınmalıdır.
  14. Hapishanelerde plastik mobilya kullanımı yaygındır. Çocukların kaldığı ve kullandığı alanlarda, ev ortamındaki gibi koltuk, halı türü eşyalar tercih edilmelidir. Çocukların yaşına uygun, ayrı yatak temin edilmelidir.
  15. Türkiye hapishanelerinde bir çocuğun, kendinden başka bir çocukla hiç karşılaşmadan büyümesi mümkündür. Çocuk gelişimi açısından sağlıklı olmayan böyle durumlar oluşmaması için, kurumda kalan çocukların bebeklikten itibaren birbirilerini görebilecekleri oyun grubu, park, oyun alanı gibi düzenlemeler yapılmalıdır.
  16. Çocukların oyun alanlarını ve diğer ortak alanlarını kullanımında, personelin uygunluk durumunun bir kısıtlama oluşturmaması için bu alanlara erişim kolaylaştırılmalıdır. Çocuklar bu alanlara anneleriyle gidebilmelidir.
  17. Bazı hapishanelerde, uygun donanıma sahip anaokulları ve burada mahpusların çocuklarıyla görevlilerin çocuklarının bir arada bulunması gibi olumlu uygulamalar vardır. Ancak, anaokuluna gidişin, çocuğun hapishane dışındaki dünyayı, hayatı görmesi açısından büyük önem taşıyan bir imkan olduğu unutulmamalıdır. Hapishanede büyüyen mahpus çocukları mutlaka cezaevi alanı dışındaki bir anaokuluna, sivil araçla ve sivil giyimli personel tarafından götürülmelidir. Bu konuda olumlu uygulamalar olduğu bilinmektedir, bunların yaygınlık kazanması desteklenmelidir. Kurum görevlilerinin çocukları için kurulacak anaokullarının da yine kurum kampüsleri dışına kurulması onlar için de daha uygun olacaktır.
  18. Özgür anneler gibi mahpus anneler de, çocuklarının anaokuluna ve ilkokula başlama sürecinde onlara destek verebilmek için bir süre yanında bulunabilmelidir.
  19. Çocuklar kendileriyle ilgilenen kişilerle bağ kurarlar, bu onların güven duygusunun gelişimi için önemlidir. Çocuğun iletişim içinde olduğu personelin (doktor, anaokulu öğretmeni, okula götüren görevli vb), gerekmedikçe değiştirilmemesine özen gösterilmelidir.
  20. Çocuğun yaşına uygun, yeterli çeşitlilikte oyuncak sağlanmalıdır. Bazı kurumlarda güvenlik nedeniyle çocuklara getirilen oyuncakların kuruma alınmadığı bilinmektedir. Bu durumda oyuncaklar kurum idaresi tarafından temin edilebilir. Zaten şiddetin yoğun olduğu bir ortamda bulunulduğu düşünülerek, asker, silah, tank gibi şiddetle ilgili oyuncaklar yerine peluş oyuncaklar, oyuncak hayvanlar bulundurulabilir. Çeşitli yapbozlar, boya kalemi ve renkli kağıtlar, küpler gibi gelişimi teşvik edici oyuncaklar da olmalıdır.
  21. Çocukların hasar görmeden büyümesi, duygularını ifade edebilmeleri ve gelişimleri açısından, müzik, resim, drama, dans gibi faliyetlere uygun alanlar bulunmalı, bunların da erişimi kolay olmalıdır. STK’ların, üniversite öğrencilerinin ve gönüllülerin bu alanlarda çocuklarla faaliyet yapabilmesi kolaylaştırılmalı ve teşvik edilmelidir.
  22. Metal kapı, kilit, parmaklık gibi güvenlik öğeleri olabildiğince az kullanılmalıdır (Güvenlik sağlanmasında, havaalanı veya kadın sığınma evlerinde kullanılan, daha fazla insan odaklı, teknolojiden faydalanan başka modeller düşünülebilir).
  23. Çocuklu mahpusların kalacağı binalar, doğadan kopuk olmayacak şekilde tasarlanmalıdır. Çocukların ağaçları, toprağı, bitkileri, en azından kuş, kedi gibi hayvanları görebileceği ve tanıyabileceği şartlar sağlanmalıdır. Hem yetişkin mahpuslara hem de çocuklara hitap eden “rahatlama bahçeleri” yapılabilir, bu bahçelerde çocuk parkı ve yetişkinler için açık hava spor aletleri bulundurulabilir.
  24. Sebze, meyve ve çiçek yetiştirmek ve hayvancılık, hem çocukların hayatı tanıması açısından, hem de mahpusların kurslar ve çalışma yoluyla öğrenmesi ve katılımı açısından uygun faaliyetlerdir. Çocukların tutulduğu hapishanelerde bu gibi imkanlar bulunmasına önem verilmelidir.
  25. Çocuğuyla hapishanede bulunan kadınlara, kurum dışına çıktıklarında hayata katılımlarını, kendilerinin ve çocuklarının geçimlerini temin etmelerini kolaylaştıracak kurs ve çalışma olanakları sunulmalı, çalışmak zorunlu tutulmamalı, emekliliğe de etki edecek sigorta yapılmalı ve ücret hapishane dışındaki ücretlendirmeden farklı olmamalıdır. Çalışma şartları ve iş güvenliği konusunda çalışma örgütleriyle, meslek odaları ve sendikalarla işbirliği yapılmalıdır.
  26. Kurumun tüm alanları, her türlü engel açısından erişilebilirliğe uygun olmalıdır. Engelli dernekleri bu konuda işbirliğine açıklar. Kurumların projelendirilmesinden itibaren engelli dernekleriyle birlikte çalışılmalıdır. Engelli mahpuslar, çocuklar ve ziyaretçilerin kurumdaki hareketi, engelliklerinden dolayı kısıtlanmamalıdır.
  27. Ülkemizdeki ceza infaz kurumlarında çocuklarıyla birlikte kalan yabancı mahpuslar da olduğu unutulmamalıdır. Bu kişilerin, sağlık başta olmak üzere iletişimle ilgili engel yaşamaması için kurumda tercüman, kurum kütüphanesinde yabancı dilde kitap olmalıdır. Yabancı mahpusların çoğu zaman hapishane dışında arkadaş ve akrabaları olmadığından onların çocuklarının dış dünyadan kopuk yetişmemesine özellikle özen gösterilmelidir.
  28. Dünyadaki hapishanelerde yaygınlıkla uygulanan Skype görüşmeleri Türkiye’deki mahpuslar için de uygulanabilir, hem yabancı hem yerli mahpusların yakınlarıyla bilgisayardan görüntülü görüşme yapabileceği alanlar olabilir.
  29. TOÇEV’in “Özgürlüğüm” projesi (2015-2016) bulgularına göre, anneleriyle hapishanede bulunan çocukların yaklaşık üçte birinin babası da mahpustur. Çocukların, özgür veya mahpus olan babalarıyla daima açık görüşte bulunması, çocuk aleyhine bir durum olmadıkça babalarıyla ve kardeşleriyle sık görüşmelerinin temin edilmesi gelişimleri açısından önemlidir.
  30. Kurumda kalmayan veya kurumda kalacak yaş aralığı içinde olmayan kardeşler de, kurumdaki anne ve çocuğu yaşam alanı içinde ziyaret edebilmelidir. Mahpusların ve çocuklarının diğer aile üyeleriyle temas edebileceği, birlikte zaman geçirebilecekleri alanlar hazırlanmalı, düzenlemeler yapılmalıdır. Aile üyeleri ve çocuk kurum dışına çıktığında birlikte kalacağı kişilerle görüşmenin prosedürü kolay, saatleri esnek olabilmelidir.
  31. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TÇYÖV) tarafından yürütülmüş “Küçük Adımlar Büyük Oyunlar” projesi, Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı’nın (TOÇEV) gerçekleştirdiği “Özgürlüğüm” projesi gibi, hapishane şartlarında anne-çocuk ilişkisini ve iletişimini geliştirmeyi amaçlayan, hapishane personelini ihmal etmeyen çalışmalar yaygınlaştırılarak devam ettirilebilir. Dünyadaki mahpus anne-çocuk ünitesi uygulamalarında, donanımlı personelin desteğinin kadın mahpusların kendileriyle ve çocuklarıyla ilişkisini çok olumlu etkilediği ve suç tekrarını ciddi şekilde azalttığı gözlemlenmiştir.
  32. Annelerin çocuklarına, içinde bulundukları kurumu açıklamakta zorlandığı gözlenmektedir. Oysa çocukla sağlıklı bir ilişki kurulması açısından bunun doğru ifade edilmesi, bu konuda dürüst olunması çok önemlidir. Yukarıda sözü edilen çalışmalarda üretilen bilgi bu açıdan, kuruma yeni gelen çocuklu mahpuslara sistemli olarak aktarılmalıdır. Psikososyal servis, kuruma yeni giren anne-çocuklar için adaptasyon çalışmaları yürütebilir. Hem anneye durumu çocuğun gelişimine daha uygun olarak aktarabilmesi, hem de -çocuğun yeni ortama daha kolay adapte olabilmesi için- psiko-sosyal servisin standart bir uygulama oluşturması söz konusu olabilir.
  33. Tahliyesi ya da sevk durumu olan anne-çocuklar için de benzeri çalışmaların yapılması gerekir, çünkü her mekan değişimi çocuk için yeni belirsizlik ve kaygıları da beraberinde getirir. Tahliye ve sevk, kısa süreli bir olay değil, bir süreç olarak ele alınmalı, hem çocuğun hem de annesinin tahliyeden önce dış dünyayla teması arttırılmalıdır (açık hapishanelerdeki gibi, belirli bir süreyi dışarıda geçirip hapishaneye dönme imkanı, tahliyesi yaklaşan her mahpusa sağlanmalıdır. Bu konuda, ekte anlatılan yarıyol evi modeli düşünülebilir).
  34. En büyük sorunlardan biri çocukların dış dünya ve aileleriyle ilişkilerinin ciddi şekilde kesintiye uğramasıdır. Bu noktada kurumun mutlaka çocukları STK’lardan ya da özel sektörden de destek alarak dışarıda farklı etkinliklerle ve sosyal hayatla tanıştırması gerekir. Bu amaçla yapılan olumlu uygulamalar olduğu bilinmektedir; bunlar, çocuğun korunması için gerekli tedbirler alınarak sistemleştirilmelidir.
  35. Ülkemizde, çocuklar mahpus anneyle birlikte hapishanede en fazla 6 yaşına kadar kalabilmektedir. Bu düzenlemenin temel nedeni, bunun çocuğun okula başlama yaşı olmasıdır. Bu yaşa kadar belki annesinden başka hiçbir yakınıyla bağı olmayan çocuğun anneden ayrılması son derece travmatik olabilmekte, çocuklar bu yaşa gelmeden bunun kaygısıyla yaşamaktadır. Burada öncelikle, örneğin 6 yaşını Ocak ayında doldurmuş ama Eylül’e kadar zaten okula başlayamayacak olan çocukların anneden yaşı dolar dolmaz ayrılmasına gerek yoktur. İkincisi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın (ASPB) çocuk evlerinden okula giden çocuklar gibi, annelerinin yanında hapishanede kalan çocuklar için de hapishaneden okula gitme seçeneği olmalıdır. Kurumun ev gibi düzenlenmesi bunu kolaylaştıracaktır. Dünyada çocukların mahpus anne yanında 10, 12 yaşına kadar kaldığı ülkeler de vardır. Çocuğun okula ulaşımı sivil giyimli görevlilerce sağlanmalı, annenin hapishanede olması çocuğun ayrımcılığa uğramasına yol açmamalıdır.
  36. Mahpus annenin yanından ayrılacak olan çocuk, dışarıda uygun bir yakını olmaması durumunda ASPB’ye bağlı yurtlarda kalmakta ve annesiyle teması, yurt görevlileri tarafından hapishaneye ziyarete getirilmekle sağlanmaktadır. Bu ziyaretlerin mutlaka açık görüş olması, annenin çocukla görüşmesinin asla engellenmemesi kurala bağlanmalıdır. (Aynı şekilde, mahpus babaların da çocuklarıyla görüşmesi engellenmemelidir.)
  37. Mahpus annenin yanından ayrılacak olan çocuk için yurt yerine koruyucu aile alternatifi önerilebilir. Ancak bu konuda karar verecek kişi anne olmalıdır.
  38. Çocuğun eğitimi, sağlığı, hapishaneden ayrılınca nerede kalacağı gibi konularda karar verici olarak anneye seçenekler sunulmalı, açıklanmalı ve gereğinde anne, karar alma sürecinde psikososyal servisten destek alabilmelidir.
  39. Hapishanede çocuklarıyla kalan mahpuslara daha iyi imkanlar sağlanması, Adalet Bakanlığı nezdinde, hapis cezası alma ihtimali olan kadınların bu cezayı almamak veya daha imkanlarda hapis yatmak için çocuk sahibi olması gibi, “sistemin istismar edilmesi” kaygıları doğurabilir. Bu kaygıyı aşmanın en iyi yolu, ceza infaz sisteminin tüm mahpuslar için iyileştirilmesidir.
  40. Oluşturulacak model hakkında diğer infaz kurumlarının personeline de bilgi verilmeli, sistemden faydalanabilecek mahpuslar gereken şekilde yönlendirilmelidir.
  41. Olumlu uygulamalardan faydalanmak, kişilerin kendi memleketlerinden ve yakınlarından ayrılmasını gerektirmemeli, anneleriyle hapishanede kalan çocuklar için uygun modeller yurt çapında yaygınlaştırılmalıdır.
  42. Kadın mahpuslar ve çocuklarının uygun şartlardan faydalanabilmesi için, uygulamalardan mahkemeler ve mahkemelere bağlı sosyal hizmet birimleri de haberdar edilmelidir.
  43. Tüm düzenlemelerde, çocuğun yararı gözetilerek esneklikler gösterilebilmelidir.

 

Bu metin, Adalet Bakanlığı’nın 0-6 yaş çocukları ile beraber hapishanede tutulan kadın mahpuslar için daha olumlu modeller arayışını desteklemek amacıyla Zeynep Alpar tarafından yazılmıştır. Görüş ve önerileri için Fulya Giray Sözen, Burcu Çolak, Zeynep Çukadar, Tomris Atabay, Ezgi Duman, Ayşegül Algan ve Mustafa Eren’e teşekkür ederiz.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

Şubat 2016

2902692-ozgur-cocuklar-2tarumniday fotokritikfoto: Özgür Çocuklar, Murat Aydın, fotokritik